Madalyasız kahraman; Nezahat onbaşı

Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı günlerde Anadolu’da Milli Mücadele ateşi tutuşuyordu. Bu mücadelenin içinde kadınlar da önemli bir yer tutacaktı. Ferhat Uyanıker’in Genelkurmay ATASE Yayınları tarafından yayımlanan “Milli Mücadele’de Türk Kadını” başlıklı çalışmasında, Anadolu kadınlarının Kurtuluş Savaşı içindeki destansı mücadeleleri anlatılır. Bunlar içinde şu kadınların ismi ön plana çıkar: Kara Fatma, Gördesli Makbule, Çete Ayşe, Ayşe Çavuş, Selanikli Ayşe Hanım, Ayşe Hanım, Şerife Ali Kübra, Bitlis Defterdarı’nın Eşi, Rahime Hatun, Küçük Nezahat, Hatice Hanım, Saime Hanım, Halide Edip. Liste; Senem Ayşe Kadın, Gül Hanım, Süreyya Sülün Hanım, Şehime Korucuoğlu, Sultan Ana, Ulaşlı Hanım, Gamacı Fatma, Zeynep Hanım, Trakyalı Havva ve Zehra Hanım, Vanlı Güllü Bacı, Kastamonulu Halime Çavuş ve Mersin’den Safiye Nine ile uzayıp gider…

Milli Mücadele’nin destansı kadınlarından biri de o yıllarda henüz küçük bir kız çocuğu olan Nezahat idi. Nezahat, 9 yaşında iken annesi Hadiye Hanım’ı kaybetti. Babası Albay Hafız Halit Bey, 70. Alay Komutanı idi. Yiğit bir askerdi. Kızını bırakacak kimsesi yoktu. Küçük Nezahat, alayda babasının yanında savaş cephelerinde büyüdü. 12 yaşında iken düşmana kurşun atan cephede savaşan bir çocuk askerdi. Herkes onu ‘Onbaşı Nezahet’ diye tanıdı, TMBB’de Türk Jean D’arc olarak dillendirildi.

8 yaşında annesini kaybeden Nezahet, defalarca donma tehlikesi geçirdiği zorlu bir yolculuktan sonra 70’inci Alay Komutanı olan babası Hafız Halit Paşa ile birlikte milli orduya katıldı. Minik bedenine ilk askeri üniformasını ve küçücük başına Kuvayı Milliye kalpağını Geyve sırtlarında geçirdi. Osmanlı’dan kalma silahlar büyük ve ağır olduğu için hiçbirini taşıyamıyordu. Bu nedenle kendisine Çerkez Ethem tarafından Akhisar’da daha küçük olduğu için bir Yunan Filintası hediye edildi. İlk kurşununu İngilizler’in kurduğu Kuvayı İnzibatiye’sine karşı sıktı.

Gediz’de dağılmak üzere olan bir alay askerin önüne atını sürerek, “Ben babamın yanında ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?” dedi ve büyük bir bozgunu önledi. İnönü savaşlarındaki katkısı bir efsane gibi her yerde anlatılmaya başlandı. Türk tarihinde ilk kez bir çocuğa onbaşılık rütbesi verildi.

Yunan kuvvetleri tarafından 70’inci Alay’a Kızlı Alay denilmesinin tek sebebi düşman kuvvetlerinin bu minik kıza duyduğu hayranlıktı.

Onbaşı Nezahet’in ilginç hikâyesi, Cumhuriyet ilan edildikten sonraki hayatında da aynen devam etti. O, yeni Türkiye’nin Bursa Amerikan Kız Koleji’ne giden, ardından Fransız Jean D’arc Enstitüsü’nde eğitim gören modern yüzüydü. Eğitim süresince aldığı sayısız onur belgesi, kişisel arşivinde yerini aldı. Taa ki, babası yeniden evlenmeye karar verene kadar. Baba Hafız Halit Paşa’nın ikinci evliliği, hayatını değiştirdi. ‘Yeni annesi’ne yardım etmesi için okuldan alındı. Mutsuz geçen birkaç ayın ardından bir aile dostlarının aracılığıyla tanıştırıldığı Üsteğmen Rıfat Bey hayatında yeni bir dönem başlattı.


ÇALIKUŞU OLDU

Subay eşinin ardından bir çalıkuşu gibi Tokat, Amasya, Bursa, Ankara ve İstanbul’da yaşadı. Mutlu ve uyumlu bir çift olan Baysel ailesinin 1930’da büyük kızları İnci, 1945’te ise ikinci kızları Oya dünyaya geldi. Nezahet, babası yüzünden yarım bıraktığı eğitimini evliyken, 1936’da Ankara’da İsmet İnönü Kız Enstitüsü’ne giderek tamamladı. Hak ettiği halde bir türlü kendisine verilmeyen İstiklal Madalyası’na kavuşma mücadelesi, hayatında önemli olan iki erkek tarafından sürekli desteklendi. Eksik belge, duvar gibi hep önüne getirildi. 1974’te önce eşini, ardından da babasını kaybedince içine kapandı.

Yıllar sonra Nezahet Baysel’in damadı Ergenekon Üçok, kayınvalidesinin yaşayan bir tarih olduğunu ve kendisinden esirgenen İstiklal Madalyası’nın hayalini, gazeteci Mete Akyol’a anlattı. Akyol, araştırdı ve hikâyeyi kaleme aldı.

MADALYA YERİNE ŞÜKRAN BELGESİ

1986’da dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, Baysel’e Dolmabahçe Sarayı’nda birkaç kişinin katıldığı törenle Şükran Belgesi verdi. İstiklal Madalyası yine kayıp evraka takılmıştı. 78 yaşındaki Baysel, gözyaşlarıyla belgeyi aldı. Aileye o törenden bir kare fotoğraf bile kalmadı.

1993 yılına kadar İstanbul Kadıköy’de yaşayan Nezahet Baysel, rahatsızlanınca Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Hasta yatağında zihni mücadele günlerine giden Onbaşı Nezahet, kızına “Bak gördün mü alay geldi. Karşıda askerler. Babam beni almaya geldi” diyordu. Son sözleri ise “Koca memlekette bir İstiklal Madalyası’nı bana çok gördüler” oldu.

85 yaşında öldüğünde haber dahi olmadı. Gazete sayfalarında tek yazı, ailesinin verdiği ölüm ilanıydı.

‘Düşman geliyormuş’ dediler yüreğim kalktı’

Prizenli olan Ayşe Hanım, Balkan Harbi sırasında eşini kaybetmiş ve Ege Bölgesi’ne göç etmişti. Sarışındı ve 55 yaşındaydı. Dört erkek bir kız beş çocuk anasıydı. İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgali üzerine köy köy dolaşarak arkasına katacağı yüzlerce milis ile Yunan kuvvetlerine önemli darbeler indirecekti. Lütfi Arif’in Vakit Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisinde Ayşe Çavuş, verdiği mücadeleyi şöyle anlatır: “Oğlum! ‘Düşman İzmir’e girmiş, bizim tarafa geliyormuş’ dediler. Yüreğim kalktı. Balkan Harbi’nde çekmiştik. Çocukları alarak Uşak’a doğru yollandık. Köy delikanlıları silahlanmıştı. Kendimde kuvvet hissettim. Çocuklarımı Uşak’a yolladım. Elime sopa alarak dilenci kıyafetiyle Aydın’a geçtik.”

‘Mustafa Kemal Paşa seni görmek istiyor’

Ayşe Çavuş, şöyle devam eder: “Civar köylerden 280 delikanlıyı ikna ettim. Kasabaya yollandık. Yunan gelmiş Kasaba’ya girmiş etrafına tel örgü çekmişti. Kasabaya girme imkânı yoktu. Geceleyin Salihli’ye dönmeye karar verdik. Mevsim yaz ve hava güzeldi. Geceyi dağda geçirerek ertesi gün Salihli’ye girdik. Bize yardım ettiler. ‘Ayşe Hanım Teyze’nin bütün istediklerini veriniz’ dediler. İki saat çarpıştık galip çıktık. (…) Demirci’den Simav’a geçtik. Orada Kuvay-ı Milliye Komutanı bana, ‘Seni Mustafa Kemal Paşa görmek istiyor. Ankara’ya gideceksin’ dedi. Ankara’ya yollandım. İstasyondaki dairesinde Paşa beni kabul etti. Hizmetimin mükafatını vermek istedi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir