Hamam Gölü’ne ellemeyin! Ak Kuyruklu Kartal, Tepeli Pelikan, Kara Ağaçkakanlar için ‘Longoz Ormanları’na dokunmayın!

Onlarca kuşa, yüzlerce memeliye, binlerce böceğe, milyonlarca mantara, bakteriye, likene yuva olan ölümsüz ağaç olarak bilinen ölü ağaçların, bulunduğu, geyikler, karacalar, su samurları, tilkiler, kokarcalar, sincaplar, porsuklar, sansarlar, kurtlar, domuzlar ile Ak Kuyruklu Kartal, Tepeli Pelikan, Kara Ağaçkakan, Büyük Kara Balıkçın ve 350 tür kuşun konakladığı Longoz Ormanları’nın ranta kurban edildiği açıklandı.

Ak Kuyruklu Kartal

Türkiye’nin en büyük longoz ormanı olan İğneada Longoz Ormanı’nın çevre düzenlemesi adı altında ranta açılmak istendiğini duyurusu Doğal Yaşamı Koruma Vakfı tarafından yapıldı.

Hamam Gölü

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın İğneada Longoz Ormanları Milli Parkına yürüyüş parkurları, peyzaj donatıları, çevre düzenlemesi, otoparklar, yollar, köprüler, göllerde iskeleler, dubalar ve yön tabelaları yapım ihalesini gerçekleştirdiğini açıklayan DAYKO yetkililerince yapılan açıklamada;

Tepeli Pelikan

“Longoz’un vahşi doğasının en önemli sulak bölgesi sayılan Hamam Gölü’ne insan girmesi ve hayvan otlatılması yasak sayılırken, gölün üzerine iskeleler ve dubalar yapmak demek Hamam Gölü’nün doğasını ranta çevirmenin kapısını aralamak olacaktır. Bunun arakasında yap işlet devret müteahhitlik modeli ile rant çıkacağı bilinmektedir” dendi.

Longoz Ormanı

Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın konuyla ilgili açıklamasının tam metni şöyle :

“Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük su basar ormanları olarak kabul edilen Longoz Ormanları bir doğa harikası. Bu hassas alan, ormanların içinde bezenmiş göllerin birikimi ile oluşan sulak alanlar mozaiğini barındırıyor. Orman ile denizin kucaklaştığı Kuvars Kumul Sahili 28 kilometre uzunluğu ve Türkiye’nin en uzun sahil kumsal şeridi ile Karadeniz’in Hawaisi olarak da adlandırılıyor. İğneada Longoz Ormanı sahip olduğu yaban hayatı ve kuş popülasyonunun yanı sıra bitki örtüsü ve endemik türlerin zenginliği ile de bir cenneti içinde barındırıyor.

Kara Ağaç Kakan

Türkiye’nin 39. Milli Parkı olan ve İğneada Longoz Ormanlarında çevre düzenlemesi adı altında ihale yapılacağını öğrenmemizin hemen akabinde,  Tarım ve Orman Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü Kırklareli Şube Müdürlüğü, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı için yürüyüş parkurları, peyzaj donatıları, çevre düzenlemesi, otoparklar, yollar, köprüler, göllerde iskeleler ve dubalar ve yön tabelalarının yapımı için ihalesini yaptı.

Yapılmış olan ihale ile görünen o ki otobüsler, arabalar ve diğer araçlar rahatlıkla Longoz Ormanları’na girecek. İnsan ayağı Longoz’un doğası üzerinde hakimiyet sağlayacak. Peki ya geyikler, karacalar, su samurları, tilkiler, kokarcalar, sincaplar, porsuklar, sansarlar, kurtlar, domuzlar onlar için? Bu ihalede onlar için bir şey yok. Ak Kuyruklu Kartal, Tepeli Pelikan, Kara Ağaçkakan, Büyük Kara Balıkçın ve 350 tür kuşun konakladığı Longoz Ormanları’nda otobüslerin ve otoparkların arasında mı yuva yaparak ve yaşamını sürdürecek?

Longoz Ormanı

Longoz Ormanı’nın vahşi doğasının en önemli sulak bölgesi sayılan Hamam Gölü’ne insan girmesi ve hayvan otlatılması yasak sayılırken, gölün üzerine iskeleler ve dubalar yapmak demek Hamam Gölü’nün doğasını ranta çevirmenin kapısını aralamak olacaktır. Bunun arakasında yap işlet devret müteahhitlik modeli ile rant çıkacağı bilinmektedir. Hazırlan gelişim planında yer alan işletme modeli zaten bunu anlatıyor.

Longoz Ormanları’nın sahip olduğu biyolojik çeşitliliğinde bitki yaşamını ve endemik türlerin zenginliğinin korunması için hayvan otlatma yasağı varken, insan istilasına sebep olacak olan bir anlayışla yaklaşım göstermek tamda dünyayı saran korona virüs belasından ders çıkarmadığımızın bir kanıtıdır.

Longoz Ormanları’nda yerde yatan binlerce ölü ağaçlar bulunmaktadır. Ölümsüz ağaçlar olarak bilinen bu ölü ağaçlar onlarca kuşa, yüzlerce memeliye, binlerce böceğe, milyonlarca mantara, bakteriye, likene yuva olurken virüsleri de içlerinde eritmektedir. Ölümsüz ağaçlar, Longoz Ormanları’nın biyolojik jeneratörleridir. Yapılan bu ihale bunların üstüne insanların çıkıp hatıra fotoğrafları çektirerek, mangal yapma ve çadır kurmalarının fırsatını meşrulaştırılacaktır.

Önceleri Tabiatı Koruma Alanı, Doğal Sit Alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası gibi statülere sahip olan İğneada Longoz Ormanları, daha sonra statüsü düşürülerek Milli Park olarak ilan edildi. Sulak Alanlar kategorisinde olan Longoz Ormanları’nın Uluslararası Sulak Alanlar Sözleşmesine dahil edilmesi, UNESCO Kültür Mirası Listesine alınması, Biyosfer Alanı sayılması için yapılan tüm projeler için harcanan milyonlarca dolar ve euro hepsi teker teker raflara kaldırıldı.

Longoz Ormanların ekolojik yaşamını ve üstündeki devasa karbon yutak havuzunu başka bir yere mi taşıyacağız?”

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı Hakkında…

İğneada, Thyn’lerin yaşadığı yer anlamına gelen Thynias adını Trak kavminden almış. Göç dalgasının bölgeye etkisi büyük olmakla birlikte özellikle güneyden, Eski Yunan kültürel tazyiki hiçbir zaman eksilmemiştir. Cumhuriyet döneminden önce Balkan Savaşı esnasında Bulgaristan istilasına uğrayan İğneada, Midye-Enez hattının çizilmesiyle Bulgaristan’a kalmışken Edirne’nin de kaybedilmesi sebebiyle yapılan taarruz ve antlaşmalarla bugünkü Trakya sınırı çizilmiş ve İğneada topraklarımıza katılmış. İğneada’nın fethini yöneten komutanın adı İne Bey’dir.  Buraya kendi adını verir ve ‘İneada’ adı zamanla İğneada olur. İğneada’nın burnu iğne şeklindedir. Bu yüzden adı İğneada’dır gibi düşünülse de adını aslında tarihten alıyor.

Milli Park alanı daha önce Tabiatı Koruma Alanı, Doğal Sit, Yaban Hayatı Koruma Sahası gibi çeşitli statülere sahip ve birbirinden ayrı parçalar halinde yer alan korunan alanların, daha geniş bir alanda milli park şemsiyesi altında birleştirilmesiyle ülkemizin 39. Milli Parkı olarak ilan edilmiş. Milli Park alanı, Demirköy’e 25 kilometre uzaklıkta ve İğneada beldesi sınırları içerisinde yer alıyor. Yıldız (Istranca) Dağları’ndan Karadeniz sahillerine doğru akan derelerin taşıdığı alüvyonların birikmesi ve mevsimsel olarak sular altında kalması sonucu Milli Park’taki longoz ormanları oluşmuş.

Karadeniz sahili boyunca, Yıldız Dağları’ndan Karadeniz’e doğru akan dereler, denize ulaşmadan İğneada’da göllerde ve bu göllerin bataklık alanlarında son bulur. Longoz ormanlarıyla kumullar arasında büyüklükleri değişen lagün gölleri ve iç kısımlardaki orman iç gölleri, bölgenin sulak alanlarını oluşturuyor. Alanda zengin sucul bitki örtüsüne sahip 5 göl bulunuyor: Erikli Gölü, yaz aylarında denize bağlantısı kesilen bir lagün. Mert Gölü ise Çavuşdere’nin denize döküldüğü yerde oluşmuş. Alanın en güneyinde bulunan Saka Gölü, orman ve kumullar arasında bulunan 50 da’lık küçük bir göldür. Hamam Gölü ve Pedina Gölü ise iç tarafta yer alıyor. Erikli, Mert ve Saka Gölleri’nin önlerindeki kumul engeli sebebiyle denize bağlantılarının kesilmesi, ilkbaharda fazla gelen suların geriye doğru taşmasına ve düz araziyi kaplamasına yol açıyor. Bu taşkın alanlar su basar ormanlarını ve birbirinden farklı deniz, göl ve orman ekosistemlerini oluştururlar.

Lagün göllerinin yağışlı dönemlerde tuz oranları değişmekle birlikte suları acı-tuzludur. Lagün alanlarının etrafını sazlık ve bataklık bir kuşak çevreliyor. Alan içerisindeki kıyı kumullarını İğneada fiziki olarak ikiye ayırıyor. Kuzeyde yer alan kıyı kumulları Erikli Gölü’nün doğu kısmından başlayarak İğneada’ya kadar uzanıyor. Güneyde yer alan kıyı kumulları ise Mert Gölü’nü denize bağlayan kanal bölgesinden başlayarak Saka Gölü güneyine kadar uzanır ve yer yer genişliği 50-60 metreye kadar ulaşıyor.

Yaklaşık 10 kilometre uzunluğundaki kumullar Karadeniz’in güneybatısına özgü bitki türleri ile büyük önem taşımakta. İnsanın hayatı boyunca tabii güzellik olarak görmek isteyebileceği hemen hemen bütün güzellikleri barındırabilen; denizi, ince kum sahili, uçsuz bucaksız ormanı, gölleri, dereleri ve temiz havasıyla tam bir tabiat harikası olan İğneada adeta cennetin yansıması gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir