Bu vatandaş-polis haberini hikaye ile anlatmak lazım!

Tarih 27 Haziran 2020. Saat: 22.30 sıraları. Olay yeri: İzmir Alsancak’taki Havagazı yakınları.

Eşi ve iki çocuğuyla Alsancak’tan Karşıyaka istikametine giden araç sürücüsü polis kontrolünü fark edince, önce süratini düşürür ve araç içinin görünebilmesi için iç ışıkları yakar.

Araçta bulunanların maskeleri de takılıdır. Uygulama yapılan yerde sürücüler sağlı sollu yavaş yavaş ilerlerken, ısrarla soldan gelen bir araç, ailenin bulunduğu aracı sıkıştırır.

El kol hareketleri yapar, aynaya çarparak polis kontrolünü geçer geçmez durur.

Araçtan inen asabi genç kişi önce polislere gider ve içinde aile bulunan araca doğru bağırarak ilerler.

Ailesine araçtan inmemelerini tembih eden kişi araçtan inip, kendisine doğru gelen kişiye ‘Senin derdin ne? Ne yapmak istiyorsun?’ diye sorunca, genç adam daha da sinirlenir, belindeki silahın görünmesi için hamle yapıp, kendisinin bunların amiri olduğunu söyler.

Sivil vatandaş kontrol hizmeti yapan polis memurlarına, yaşananlara anlam veremediğini, ne olup bittiğini sorar, sorduğu bütün soruların yanıtını asabi genç sivil polis yanıtlar.

‘Buranın amiri benim…’

Araya uygulama yapan polisler girer, kendini amir olarak nitelendiren kişi engellenir.

Polis amiri olduğunu söyleyen asabi gencin aracında bulunan ikisi kadın 3 kişi, arkadaşının hareketleri karşısında bir müdahalede de bulunmaz.

Konu, vatandaşın ‘Şikayetçiyim’ söylemiyle karakola taşınır. Anonslardan sonra bir çok polis karakola gelir. Araçta bulunanlardan bir kadın ile üçünün polis olduğu ortaya çıkar.

Genç polis, sinirli tavırlarını karakolda da sürdürür. Hatta bir süre sonra vatandaşı kendisini tehdit ettiğini, polis düşmanı olmakla itham ederek şikayetçi olduğunu bile iddia eder.

Araya girmek isteyenler, genç polisin adına özür dilemeler başlar. Vatandaşa, konunun uzatılmaması gerektiği ifade edilir. Karşılaşılabilinecek sorunlar anlatılmaya çalışılır.

Israrla ne iş yaptığı sorulur. Vatandaşın yanıtı da ‘İşsizim’ olur.

Hatta uygulama alanında görevli genç komiser yardımcısı da gelerek olayın tatlıya bağlanması konusunda ricada bulunur.

Alsancak Karakolu’ndaki görevliler, yoğunluktan dolayı şikayet tutanağının uzayacağını söyler.

Kendisine saat 04.00’te ancak sıra geleceği ifade edilen vatandaş “ben çocukları bırakıp geleceğim, şikayetimde ısrarcıyım” demesi üzerine o ana kadar kendisinin tehdit edildiğini, polis düşmanı ilan ettiği hatta şikayetçi olduğunu söyleyen komiser yardımcısı vatandaştan özür dilemek istediğini ifade eder.

Ancak, vatandaş sadece özür dilemenin yeterli olmayacağını, bir şartı olduğunu söyler. Bir vakıfa bağış yapmasını ister.

Gürçeşme Karakolu’nda görevli olduğu öğrenilen polis memuru M.A.’nın ilk başlardaki ‘yapmam, etmem’ tavrı bir süre sonra yerini özüre bırakır.

Ardından, Vakıfbank İnternet Bankacılığı’ndan Mehmetçik Vakfı’na 100 TL bağışta bulunur, olay tatlıya bağlanır.

Bu olay da bir hikaye ile sonlandırılır:

Aslan, yanına tilkiyi çağırır.

Git serçeye söyle, hemen yanıma gelsin der.

Tilki koşarak gider.

Ağaç dalındaki serçeye seslenir;

Aslan seni çağırıyor. Hemen gelecekmişsin

Serçe hiç düşünmeden cevap verir:

Git aslana söyle, gelmiyorum. O gelsin

Tilki kurnaz. Bunu aslana söylediğimde ‘git o serçeyi ye’ diye düşünür.

Aslana ‘Sana posta koydu. Tersledi. Gelmiyorum. O gelsin dedi’ der.

Aslan düşünür, ‘Yanında kim vardı diye sorar’

Tilki, ‘eşi’ diye yanıt verir.

Aslan’da kendine yakışan cevabı verir.

O zaman gelmez tabi, ne isterse de söyler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir