Kırık Saz…

Başına isabet eden bir taşla oracıkta yığılıp kaldı…

Baygın bir halde amcasının torunu tarafından eve götürüldü.

Kendine geldiğinde çocuklarını sordu.

-Koray nerede? Menekşe geldi mi?

-Çocuklar oteldeler, güvendeler merak etme.

-Babaları nerede?

-Ali Baba Mahallesi’nde. O da iyi.

Oysa ki; bu konuşmaların yaşandığı esnada şenliklerin yapıldığı alanda olup bitenler, insanın kanını donduracak kadar dehşet vericiydi.

Bir gün önce, halk konserinde eşi İsmail saz çaldı.

Kazara, saz kırıldı.

Oğulları Koray çok üzüldü.

Eve döndüklerinde, yüzünden düşen bin parçaydı.

Annesine sarılıp uyudu.

O gün, o kahrolası günün sabahında;

Koray, babasıyla kırık sazı yaptırmak için evden çıktı.

O sabah, annesinin içinde, anlam veremediği bir yangın vardı.

Evlerinde misafir oldukları amcasının kızına seslendi:

Kendimi iyi hissetmiyorum Emine. İçimde bir sıkıntı var. Midem çok ağrıyor.

‘Yoldan geldiniz. Yol yorgunusunuz. Gece de geç yattınız. Uykusuzsun…

Ankara’dan şenliklere katılmak için gelmişlerdi.

Baba İsmail ile Koray sazı tamirciye bıraktıktan sonra şenliklerin yapılacağı meydana geldi. Kızları Menekşe de arkadaşlarıyla.

Koray, Aziz Nesin ile fotoğraf çektirdi. Ablası Menekşe ile birlikte Semah Grubu’nun öğle yemeği yediklerini öğrendikleri Cumhuriyet lokantasına gitti.

Anne Hüsne, kocasıyla Halk Merkezi’nde buluştu. Çocukları sordu.

Baba, ‘gelirler birazdan’ dedi.

Tam o sırada başladı her şey.

Önce bağrışmalar duyuldu. Ardından sakallı, terlikli, cüppeli koca koca adamlar ‘tekbir’ getirerek taş yağmuruna başladı.

Başına isabet eden taşla yığıldı Hüsne.

Her şey birbirine karıştı.

Bağrışmalar, yalvaranlar, ağlayanlar, tekbir getirip saldıranlar.

Güpegündüz zifiri karanlığa büründü koskoca şehir…

Sonra mı?

33 aydının yandığı Sivas Katliamı…

O günün toplam ölü sayısı 37…

‘Ölüyü yakmayacak kadar dindar, diriyi canlı canlı yakacak kadar müslümanlar’ın katliamı.

İşte, o gün bulundu 12 yaşındaki Koray ile 14 yaşındaki Menekşe’nin yanmış cesetleri…

Cesetlerine ulaşanlar iki kardeşin birbirine sarılmış olduğunu gördü.

Anne, yavrularının ölüm haberini radyodan duydu…

İki kardeş, tarihler 2 Temmuz1993’ü gösterdiğinde, yazarları görmek için gittikleri Madımak Oteli’nde yanarak can verdi…

2 Temmuz 2020 Sivas katliamının 27’nci yıl dönümü…

O an yaşananlar hiç unutulmadı, acı hiç dinmedi…

Katliamın acısı her sene katlanarak büyüdü.

Baba İsmail, o günden sonra bir daha eline saz almadı.

Kırık saz mı?

Tamir edilemedi.

Alevler içinde kavrulan o canların anısına saygıyla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir