Binlerce yıllık Likya mimarisi tahıl ambarlarıyla bugüne ulaştı

Tarım kültürü ve sivil mimari açısından önemli bir miras olan Antalya’nın tarihi ahşap tahıl ambarları akademik tez konusu oldu…

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Gökçeören (Seyret) köyünde bir evin bitişiğindeki ahşap tahıl ambarı. Gökçeören’de günümüze ulaşan 50 kadar tahıl ambarı 2013 yılında korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi. Ancak bu tarihi yapıların korunması için tescil edilmesi yeterli değil, düzenli olarak bakım ve aslına uygun onarım gerekiyor.

Antalya’nın batısındaki tarımsal üretim alanlarında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, binlerce yıllık sivil mimari geleneğini günümüze kadar taşıdı. Ancak tarım kültürünün yanı sıra sivil mimari geleneği açısından da oldukça önemli olan ahşap tahıl ambarları artık kullanılmadığı için birer birer yok oluyor. Konyaaltı, Kaş, Finike ve Elmalı ilçelerinin kırsal yerleşimlerinde zamana direnen ambarlar hakkında kapsamlı bir araştırma yaparak bitirme tezi hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Naciye Küçük, metal çivi kullanılmadan sedir ya da çam ağacından inşa edilen yapıların korunması gerektiğine işaret ederek, “Tarihi ahşap ambarların planları çok eskilere, Likya mezar anıtlarına ve eski Likya evlerine uzanıyor. Likya mezar odaları gibi semerdamlı ve kırma çatılı olarak, kare planlı, tek ana girişli olarak şekillenen ambarların, tıpkı mezar odalarındaki defin mekânları gibi dikdörtgen şeklinde gübse olarak adlandırılan bölümleri bulunuyor. Tarladan sofraya, buğdaydan ekmeğe insan yaşamı için önemli olan gıda ve beslenme kültürünün binlerce yıllık evrimine de tanıklık eden tahıl ambarları, bize aynı zamanda insanın coğrafya ile kurduğu ilişkinin de öyküsünü anlatıyor. Bu öykü hepimizin ortak geçmişi ve kimliğini oluşturan bir kesittir. Coğrafya ile insan gelecekte geçmişteki kadar aynı dili konuşmayacaktır. Bu nedenle bu dili anımsayıp geleceğe aktarmak önemli bir insani sorumluluktur” diye konuştu.

Antalya’da Batı Torosların üretim havzalarında yoğunlaşan ahşap tahıl ambarları, binlerce yıllık bir mimari geleneğin de izlerini taşıyor. Antik çağda Likya uygarlığı coğrafyasının bir parçası olan bu bölgedeki yapı kültürü ve formu, ahşap tahıl ambarlarıyla günümüze kadar ulaştı. Bugün çok azı kullanılan ahşap tahıl ambarlarının kırsal yaşamın geçmişine ışık tutan önemli bir kültür mirası olduğunu söyleyen Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü son sınıf öğrencisi Naciye Küçük, konuyla ilgili hazırladığı ve kitap olarak da yayınlanması planlanan bitirme tezinde, Antalya’nın tarım tarihine ve sivil mimari geçmişine ilişkin önemli tespitlere yer veriyor.

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisi Naciye Küçük, Antalya’nın yok olma tehdidi altındaki tarihi ahşap tahıl ambarlarını bitirme tezi konusu olarak seçti. (Antalya Konyaaltı kırsalında yer alan Sinandeğirmeni Mahallesinde ahşap tahıl ambarları).

SADECE MİMARİ BİR MİRAS DEĞİL, YAŞAMIN BÜTÜNÜNE DOKUNUYOR

Kırsal mimarinin kentlerdeki kültür mirasına göre daha az korunabildiğine işaret eden Küçük, “Yaklaşık 10 yıldır ahşap tahıl ambarlarının giderek yok olduğuna tanık oluyordum. Bu konuda bir adım atılması gerektiğine inandığım için ambarları çalışmayı seçtim. Bu kapsamda ilk önce Kaş-Bezirgan’daki ambarlara ilişkin bir çalışma yapmıştık. Ardından ise çalışmamızı Antalya geneline yayarak genişlettik ve ortaya yaklaşık 150 sayfalık kapsamlı bir tahıl ambarı tezi çıktı. Kırsaldaki sivil mimari kültürünün ürünleri olan bu tür yapıların yok oluşu daha hızlı. Tahıl ambarları, yalnızca mimari bir miras değil, gerisinde insanın bütün yaşamını kapsayan bir kültür barındırıyor. Bütün amacımız bu zengin yaşam kültürünün korunarak geleceğe aktarılabilmesi” diye konuştu.

Antalya Sinandeğirmeni’nde ahşap tahıl ambarları. Altta ise 19. yüzyılın sonunda Otto Bernhoff ve George Nimann’ın ‘Reisen’in Lykien und Karien (1884)’ adlı yapıtında Antalya’nın batısında bulunan tahıl ambarlarına ait bir çizim.

EN BÜYÜK AMBAR ÖRNEKLERİ ELMALI’NIN KÖYLERİNDE

Antalya genelinde konut içerisinde ya da bitişik alanda olmak üzere iki tür tahıl ambarı görüldüğünü kaydeden Küçük, kentin doğusunda bu tür ambar örneklerinin yaygın olduğunu belirterek, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:  “Antalya’nın batı kısmında ise özellikle Elmalı Ovası’nı çevreleyen köylerde, geçmişteki yığınsal üretimin bir zorunluluğu olarak ortaya çıkan büyük boyutlu ve daha çok feodal ailelerin yaptırdığı ahşap ambarlar öne çıkmaktadır. Elmalı Ovası’nın güney batısında yer alan Beyler ve Karamık gibi köylerde ikinci gruba ayırabileceğimiz 100 tondan fazla kapasitesi bulunan bu ambarlardan örnekler bulunmaktadır. Belirli bir bölgede yoğunlaşan bu tür büyük ambarlar ikinci grupta ele alınabilir ancak Elmalı köylerinde ayrıca küçük ölçekli ve konutların içinde ya da bitişiğinde yer alan tahıl ambarlarına da rastlanmaktadır.”

Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Beyler köyünde bir kısmı konut olarak da kullanılan büyük ölçekli özgün ambar örneklerinden biri.

TOPLU OLARAK İNŞA EDİLME NEDENİ YAYLA-SAHİL ARASINDAKİ GÖÇ

Ambarlar konusundaki araştırmanın odaklandığı üçüncü gruptaki ambarların ise köylerin belirli bir bölgesinde ve daha çok harman yeri olarak da kullanılan alanlarda toplu olarak inşa edilmiş, bir bekçi tarafından beklenen ambarlar olduğunu kaydeden Küçük, çalışması hakkında şu bilgileri aktardı: “Konyaaltı ilçesinden (Sinandeğirmeni) başlayıp, daha batıda Kaş’ın Bezirgân ve Gökçeören köylerinde bugün toplu olarak varlığını sürdüren tahıl ambarlarının önemli bir kısmı zamana ve insan tahribatına yenik düşerek yok olmuştur. Birçok köyde tahıl ambarları konutlara bitişik ya da yakınında ve bağımsız olarak yerleştirilirken, adı geçen yerleşimlerde ambarların topluca bir yerde inşa edilmeleri bölgenin üretim geçmişinin anlaşılması bakımından önemlidir.

Kaş’ın Bezirgan köyünde, Ambarlararası olarak anılan bölgede yer alan toplu tahıl ambarları. 1970’li yıllara kadar oldukça kalabalık bir nüfusa sahip olan Bezirgan’daki ambarların sayısı son yıllarda hızla azalmış.

KAŞ BEZİRGAN’DAKİ AMBARLARIN YARIDAN FAZLASI YOK OLDU

Bugün toplu olarak üç yerleşimde bulunan tahıl ambarları, yayla-sahil arasında konar-göçer bir hayat süren ve iklime bağlı üretim yaparak geçimini sağlayan köylülerin mevsimine göre yayla ya da sahil kesimine göç ettiklerinde hem ürünlerinin hem de diğer eşyalarının saklandığı birer kasa niteliğindedir. Örneğin Kaş’ın Bezirgân köyünde bulunan ve bir zamanlar 250’yi bulan sayıları bugün 100’ün altına düşen ambarlar birbirine bitişik olarak köyün ortak harman yerinin hemen yakınında yerleştirilmiştir. Kış aylarında köy halkı sahil yerleşimine göç ettiğinde içlerinde hububat ve bakliyat gibi gıdaların yanında ziynetten kişisel eşyalara kadar birçok ihtiyacın da saklandığı ambarlar bir bekçi tarafından korunuyordu. Bu durum Kaş’ın Gökçeören köyü ile Konyaaltı’na bağlı Doyran/ Sinandeğirmeni için de geçerlidir.

Kaş Bezirgan köyünde tarihi ahşap tahıl ambarları.

AMBARLAR VE ÜRETİM ARASINDAKİ İLİŞKİ

Antalya’nın batı kesimindeki dağlık ve hareketli topografyanın iklim koşullarından dolayı buğday, arpa ve darı gibi ürünlerin yanında nohut ve mercimek gibi ürünlerin yetiştirilmesine olanak sağlaması, tahıl ambarlarının yerleşimlere dağılımında da belirleyici olmuştur. Daha çok doğu kesimde bulunan büyük ovalarda 20. Yüzyıldan itibaren pamuk ve narenciye üretiminin yaygınlaşması, giderek Kumluca, Finike, Demre ve Kaş’a bağlı Kınık ve Ova gibi üretim alanlarını da etkilemiştir. Büyük ovaların dışında kalan dağlık bölgelerdeki irili ufaklı polye ovaları ve diğer parçalı tarım arazilerdeki üretim, tahıl ambarlarının bu bölgelerde toplanmasını sağlamıştır.

Antik çağdan bu yana yerleşimleri barındıran Bezirgan’ın bir polye ovasının kıyısında ve tarihi yol güzergahında kurulması, her dönemde önemini korumasını sağlamış.

GEÇMİŞTE ÜRETİMİN NABZI YAYLALARDA ATIYORDU

Öte yandan geçmişte Antalya coğrafyasındaki üretim daha çok yüksek kesimlerde yoğunlaşıyordu. Bunun en önemli nedeni, sahillerde sıcak iklime bağlı olarak sıtma ve benzeri hastalıkların yaygın olması, ayrıca su kaynaklarının dağlık bölgelerde daha bol olması görülebilir. Antik çağdan bu yana sahil yerleşimlerinin tehlikelere ve denizden gelen saldırılara açık olması, dağları ve yaylaları daha güvenilir yaşam alanları haline getirmesi de bu tercihte önemli bir nedeniydi. Bugün turistik birer merkez olan, ayrıca örtüaltı tarımı için uygun iklim seçeneği sunan kıyı ovaları ve yerleşimleri, geçmişte yaz aylarında nüfusun büyük ölçüde azaldığı alanlardı.”

Kaş’ın Gömbe mahallesi yakınlarında bulunan Subaşı Yaylası, yüzlerce yıldır sıcak yaz aylarında bölge insanını ağırlamış.

AMBARLARIN FORMU LİKYA MİMARİSİNİ YANSITIYOR

Likya coğrafyasıyla kesişen bölgelerdeki ambarları geçmişin mimari kültüründen izler barındırdığına işaret eden Küçük, “Bu bölgedeki ambarların formu, geçmişin konut mimarisi ve kaya mezarlarında ya da lahitlerde görülen özgün formlardan izler taşımaktadır. Bu benzerlik 19.yüzyılda bölgeyi ziyaret eden gezginlerin de dikkatlerini çekmiş, Likya ev ve mezar formlarına dair pek çok çizimleri kitaplarına eklemişlerdir. Otto Bernhoff ve George Niemann’ın ‘Reisen in Lykien und Karien’ (1884)  adlı eserinde, arkeolog Bernhoff ve Mimar Nimann’ın Likya da yaptıkları gezilerine istinaden almış oldukları notlar ve çizimler bizler için son derece de önemlidir. Charles Fellows’un 1839’da yayınlamış olduğu Asia Minor kitabında da tahıl ambarları Likya mezarlarının karşılaştırmalı çizimlerini görsek de Bernhoff‘un Kaş’ın Kınık köyüne ait bir illüstrasyonunda kırsal mimari ve ambar örneğinin betimlenmesi canlı bir örnek olması bakımından değerlidir” ifadelerini kullandı.

19. yüzyılda, Likya coğrafyasına ait bir ahşap tahıl ambarları çizimi (Charles Fellows, Asia Minor- 1839)
Kaş Bezirgan köyünde bir ahşap tahıl ambarı

FİNİKE YAZIR KÖYÜNDEKİ AMBARLAR VE EVLER KORUNMALI

Kaş’ın Bezirgân köyünde bulunan tarihi ahşap tahıl ambarlarının 2012 yılında, Gökçeören ve Sinandeğirmeni’ndeki ambarların ise 2013’te korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edildiğini ancak bunun korumaya yetmediğini dile getiren Küçük, ambar sahiplerinin basit onarımları bile yapamadıkları için yok oluşun hızlandığına işaret ediyor. Finike’nin Yazır köyündeki ambarların sayısının geçmişte 300 civarında olduğunu ancak bu sayının günümüzde yarıya indiğini kaydeden Küçük, “Yazır köyünde ciddi bir araştırma ve katalog çalışması yapılarak kalan ambarların ve özel sivil mimari özelliklerine sahip konutların tespit ve tescil edilmesi gereklidir. Tarihi, doğası ve tarım kültürü ile ele alındığında yaşayan insanı ile birlikte koruma altına alınması gereken bir Türkmen yerleşkesidir” görüşünü dile getirdi.

Finike’ye bağlı Yazır köyünde ahşap tahıl ambarları. Yazır’daki ambarlar henüz tescil edilmiş değil.
Kaş’ın Bezirgan köyündeki tarihi ambarlar tescil edilse de zorlu iklim koşullarına ve zamanın tahribatına yenik düşüyor.

YEREL YÖNETİMLER VE STK’LAR ADIM ATMALI

İnsanoğlunun tarım devrimi ile başlayan üretim kültüründe geçirdiği evrelerin önemli bir parçası olan ahşap tahıl ambarlarının, aynı zamanda bulundukları coğrafi bölgelere göre sivil mimarlık kültürünün de taşıyıcısı olduklarının altını çizen Küçük, “Bugün üretim kültürü ve teknolojisinin değişmesi, tarımda ve mimaride endüstriyel üretime geçilmesi ile birlikte bulunduğu coğrafyaya yaslanan bu köklü gelenek de çok büyük ölçüde yok olmuştur. Bazı ülkeler kültürlerinin bir parçası olarak gördükleri değerli bir sivil mimari unsuru olan ahşap tahıl ambarlarını yeniden işlevlendirerek korumuşlar, turizm ve farklı kültürel etkinliklerin bir parçası haline getirmişlerdir. Özellikle yerel yönetimlerin ve sivil toplum örgütlerinin bu konuda öncülük yaparak ahşap tahıl ambarlarının korunarak yaşatılması için adım atması son bu yapılar için hayati önemdedir” dedi.

Yusuf YAVUZ / Gazeteci-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir